Önden Bir Kaç Söz…
Bu kitap “Ömer Hayyam: Kader Çarkı” kitabımın devamı niteliğindedir. İlk kitapta ağırlıklı olarak Ömer Hayyam’ın biyografisini zamanının ruhu içinde ele almayı amaçlamıştım. Bu devam kitabında ise, O’nun felsefesinin derin köklerine Fars dini, edebiyatı üzerinden ulaşmaya çalışırken, Ömer’i besleyen kadim kaynakları bulmaya çalışacağız. Her ikisi bir arada Ömer’i tarihte hak ettiği, olması gereken yere en ayrıntılı şekilde yerleştirecektir. Ömer de tüm insanlar gibi yaşadığı kültürün geçmişinden, içinde bulunduğu zamandan ve gelecekteki beklentileri içinde şekillenmiştir. Her iki kitabın bir arada bunu en dolu şekilde yapacağına inanıyorum. Ömer’in etkisi, özellikle yeniden keşfinin sonrasında bütün batı felsefesi ve edebiyatı üzerine de görünmez derin bir etki oluşturmuş ve devrimci filozofların, şairlerin eserleri içinde de kendi yerini gizli gizli edinmiştir. Bu amaçla bu eser, Ömer’in çağların ötesine uzanan etkisinin ve zihin dünyasının yansımalarını da arama çabasıdır. Bunun için çok uzun süren ve yoğun araştırmalarla, tarihsel orijinal kaynaklardaki Ömer Hayyam’a atıflara da ulaşılarak, hakkında ne yazılmış ise toplamaya çalıştım. Bu kitap ve bir önceki Ömer Hayyam: Kader Çarkı ile toplamalarla, rahatlıkla iddia edebilirim ki şimdiye kadar Türkçe ve İngilizce olarak da yazılmamış bir Ömer Hayyam bakış açısını ve görünmeyen etkilerini bu iki eserle bütün olarak size ulaştırmış oldum. Böylece sebepsiz yere içimde olan Ömer Hayyam’ın ayrıntılı biyografisi ve bakış açısı misyonunu tamamlamış oldum. Kitabı okurken çıkacağınız zihinsel yolculukta şairlerin şiirleri, ressamların resimleri, tiyatro yazılarına ve filozofların cümlelerinde Ömer’i gizli ve açık bulacağınızı, aynı zamanda Ömer’in günümüzde devam eden düşünce dünyası, zihni ile de temas kuracağınızı umuyorum.
İlk kitapta da vurguladım ancak yine burada kısa bir not olarak eklemek isterim ki Ömer Hayyam, günümüzde iddia edildiği gibi İran’ın değil Fars diyarının aklıdır. Pars kelimesinin Arapçalaşmış şekli Fars'tır. Arapçada "p" sesi olmadığından Araplarca "Pars/Pers" olarak değil, "Fars/Fers" olarak adlandırılmış ve sonrasında da genel olarak bu adla anılmışlardır. “Persli” ve “İranlı” terimleri aslında aynı anlama gelmiyor. "İran/Eran" isminin Sasaniler (MS 226-651) döneminde ortaya çıkar ve anlamı "Aryanların toprağı"dır. Bununla birlikte 1935'ten önce Batı dünyasında "Persia" İran'ın resmi adıydı.
*
Ömer Hayyam’a tarihsel olarak yapılan en eski atıflardan biri, 1222-1223’te Necmeddin Daya tarafından yazılan Mirsadu’l-Ibad’da (Tanrı’nın Hizmetkarlarının Gözlemevi) yer almaktadır. Uzun bir aradan sonra ise Hayyam’ın tarih sahnesine tekrar çıkışı veya yeniden doğuş hikayesinin baş kahramanı, İngiliz şair ve çevirmen Edward FitzGerald (1809-1883) olmuştur. Hikaye, FitzGerald’ın Oxford’daki Bodleian Kütüphanesi’nde Farsça bir yazmayı bulmasıyla başlar. Ömer Hayyam’ın batıda ilk tanıtılması ardından çiğ gibi büyüyen şekilde bir Ömer Hayyam ekolu yada Ömerizm akımı ortaya çıktı. Sonrasında, açık olarak Ömer Hayyam’a atıf yapılarak bir çok esinlenmeler ortaya çıkmasına rağmen, bir çok filozof veya mistik şair, en derinlerinde fark etmeseler de Ömerizm’den bir şekilde etkilendi ve eserlerine bu tarihsel mirası yansıttılar. Bu kitabın esas amacı şiir, sanat, edebiyat ve felsefeye Ömerizm’in batı dünyasında olası yansımaları olacağından tarihsel ilk batılı yazılı kaynakla başlamak en iyisi olacaktır.
Ömer Hayyam'dan batıda ilk bahseden kişi İngiliz oryantalist Thomas Hyde'dı (1636-1703). Historia Religionis veterum Persarum eorumque magorum (1700) adlı eserinde Hayyam'ın hayatı ve eserlerine biraz yer ayırmakla kalmadı, aynı zamanda bir dörtlüğünü de ilk kez Latince'ye çevirdi. Daha sonras ise İngilizce olarak ilk dörtlük 1816'da Henry George Keene (1781-1864) tarafından Fundgruben des Orients/Mines d'Orient dergisinde yayınlanacaktı. Kısa süre sonra yine Joseph von Hammer-Purgstall (1774-1856), 1818'de Hayyam'ın birkaç şiirini Almancaya çevirdi. Ardından Sir Gore Ouseley (1770-1844) 1846'da İngilizce çevril yaptığında, Hayyam bir süreliğine kış uykusunda kalacaktı ama bu çok uzun sürmeyecekti.

Thomas Hyde'ın Historia Religionis veterum Persarum (Eski Pars, Medyalı ve Farsilerin Din Tarihi, 1700) eserinde Ömer Hayyam’a yapılan atıf ve ondan bir rubai alıntısını ilk kez yapmıştı: “Ey yanmış, yanmış yanmış! Ve, senden yanan Gebenne ateşi! Ve daha ne kadar ey Ömer, merhamet et diyeceksin? Ne zamana kadar Tanrı'ya merhametin başını öğreteceksin?”

Omar Cheiyam’dan (Ömer Hayyam) bilgelerin kralı ve prensi olduğundan bahsederek, Melikşah zamanında Nişaburda olduğunu, takvim hazırlandığını Latince eserinde yazarak ilk kez batıda Ömer Hayyam’ı 1700 yılında tanıtır.
Hyde, Oxford Üniversitesi'nde Arapça ve İbranice Profesörü, Zerdüşt dininin kapsamlı bir tanımını yazmaya çalışan ilk bilim adamıydı. Hyde, yalnızca kadim Zerdüşt dini olarak anladığı şeye derin bir hayranlık besleyen parlak bir oryantalist değil, aynı zamanda Hristiyanlığın dindar bir savunucusuydu. Hyde, Avrupa çapında zamanının en büyük oryantalisti olarak ün salmıştı. İran dinleri hakkında yazdıkları Avrupa’da çağdaş düşünce üzerinde etkisi 18. yüzyılın büyük bir bölümünde devam edecekti. Hyde'ın Zerdüşt'ün dini hakkındaki yazdıkları, Voltaire'in 1764 tarihli Dictionnaire Philosophique'deki “Zerdüşt” başlığının da ana kaynağıydı. Hyde'ın çalışması, Zerdüşt hakkındaki mevcut fikirlerin bir sentezi ve özetinden daha fazlası, bilimsel ve dini bir coşku eseridir. Hyde'ın çalışmasına yapılan modern göndermelerde her zaman belirtildiği gibi, onun Avesta'nın el yazmalarına erişimi olmadığı gibi, Pehlevi tefsirlerini de incelememiştir. Dahası, Zerdüşt'ün Mesih hakkında kehanette bulunduğuna ve Yahudi rahip Ezra -ki Ezra kitabını yazmıştı- ile diğer Yahudi peygamberlerin içerikleri Zerdüşt dininden ödünç alındığına inanıyordu.
Avrupalı olmayan dinlere ve kültürlere yönelik daha önceki olumsuz pek çok incelemenin aksine, Hyde'ın çalışması Persleri olduğu şekilde gösterdi, hatta onlara Zerdüşt'ü ilahi vahiy alıcıları çemberine kabul ederek onlara iltifat edecek kadar ileri gitti. Hyde, "Perslere" neden böyle bir lütuf verildiğini yalnızca Tanrı'nın kendisinin bilmesi gerektiğini de öne sürdü. Ona göre, Zerdüşt, Eski Ahit'ten haberi olan ancak İbrahim'in dinini aktaran gerçek tek tanrıcılığın reformcusu ve kanun koyucuydu. Yahudiler dışında, Perslerin milletler arasında Tanrı'ya gerçek imana sahip olan tek grup olduğunu iddia etti. Putperestler ve ateşe tapanlar tarafından yozlaştırılsalar da, her zaman Tanrı'ya sadık tapınanlar oldular ve kendileri de putperest olan klasik Yunan ve Latin tarihçileri, Zerdüşt dinini yanlış yorumladılar. Çünkü, Herodot sadece “Sabiler”i, yani Zerdüşt öncesi putperestleri tarif ediyordu. Plutarkhos, Manici ve Mazdaki sapkınlara atıfta bulunuyordu.
Hyde eski Perslerin Tanrı'nın dünyayı altı kez (gāhān) yarattığına inandıklarını açıkladı. Tanrıların (angelorum) ve şeytanın (diaboli) adlarını yazmaya özen göstermiştir. Sapkınların (Maniciler ve Mazdakiler) inançlarını Zerdüşt saf dini inancından ayırmaya özen gösterdi. Zerdüşt'ün hayatı ve eserleri, rahiplik ve hiyerarşisi, ateşe saygı hakkında bölümler yazdı. Kitap çok çeşitli kaynaklara (Arapça, Yunanca, İbranice, Latince, Farsça, Süryanice vb.) atıfta bulunsa da, De vetere Religione Persarum'un 35 bölümünün ana tartışması tek bir Farsça Zerdüşt kaynağına atıfta bulunur. Hyde, Zerdüşt metni olan ve 100 Kapı anlamına gelen Saddar’ın ölçülü (nazım) bir versiyonunun tam olarak düz yazı Latince çevirisini de eserine eklemişti. Hyde ayrıca, metnin Melikşah'ın oğlu Iranşah (veya Mardšāh) tarafından yazıldığı belirtilen, 864 tarihli Farsça Saddar’ın giriş ve sonuç bölümünü de içerir.
Modern okuyucu için, tartışmalarda ve çevirilerde Latince ortamı, bir arkaizm havası yaratır ve aşırı Hristiyan yorumu izlenimi verir. Hyde'ın çevirileri ve görüşleri çoğu durumda sanıldığından daha nesnel ve tarihsel olarak doğrudur. Hyde'ın Doğu ve Batı kaynaklarına ilişkin dilsel hakimiyeti uzmandı ve bizim geriye dönük bakış açımızın kitabın değerini azaltmasına gerek yoktur. Hyde, çalışmanın başlarında Zerdüşt kutsal metinlerinin Thesauri obsignati gibi kaldığını itiraf ediyor yani bilim adamlarının henüz incelemediği “mühürlü hazineler” ve Avrupalı akademisyenleri, bilinebilmeleri için kutsal el yazmalarını elde etmeye çabalamaya teşvik ediyordu. Bu öneri dikkate alındı ve ilk Avesta'yı 1762'de Hindistan'dan Paris'e getiren Anquetil Duperron, Hyde'ın öğütlerinden ilham alarak batıya tanıttı.
Bütün bu çok bilinmeyen süreç sonrasında, Ömer Hayyam’ın etkisi burada kalmayarak, çağlar ötesine uzanarak bir çok dahinin de düşünce dünyasını şekillendirdi. Şimdi de sizin düşünce ve zihin dünyanızı şekillendirmeye geldi.
Ömer ile zaman kapsülünde geçmişin arkeolojisine yolculuğa hazır mısınız!
Kaynaklar
Tarlacı S. Ömer Hayyam. Kader Çarkı, Destek yayınları, 2022.
Williams AV. Hyde, Thomas, Encyclopaedia Iranica, XII/6, pp. 590-592, available online at http://www.iranicaonline.org/articles/hyde, 2023.
Firby NK. European Travellers and their Perceptions of Zoroastrians in the 17th and 18th Centuries, AMI, Ergänzungsband 14, Berlin, 1988.
Hyde T. Veterum Persarum et Parthorum et Medorum religionis historia, being the 2nd ed., Oxford, 1760,
Dhabhar B. N. , ed., Saddar Nasár and Saddar Bundehesh, Bombay, 1909; E. W. West, tr., Pahlavi Texts III, Sacred Books of the East, 1885;253-361.